Asmali Mescidin ImamI

sen benim dusundugumm gibisin ben de senin. Kanımca butun mesele bu.

Nil’cim yine sımsıcak bir şarkısıyla sinemadaki koltuklarımıza misafir oluyor.Şarkının da ismi gibi filmimizin adı da ”Pazarları Hiç Sevmem”.Ben mesela Atlas sinemasındaydım, perdelerimiz aralandı ve izlemeye koyulduk sıradışı hikayesiyle filmi. Kanaatimce tam bi pazar günü filmiydi bu baş(olmayan)yapıt, akışı sakindi. Merakla beklenen son yüzlerdeki tebessümdü.

Ve sonunda dilimize dolanan yine o şarkı oldu. İşte sözleri;

Pazarları Hiç Sevmem - Nil Karaibrahimgil

ben her sabah kalktığımda aahaağ

düşüyorum bir boşluğa

ne yazıyorsa alnımda

sen yoksun hiç yanımda

anlamazlar halimi

kim ne yapsın derdimi

bilmezler özlediğimi

yazmıyor ki alnımda

istanbuldayım takılıyorum

doğruuu değil, seni düşünüyorum

bazen bir durup nefes alıyorum

içimde bir umut ,bir umut

nasıl şey bir güneş bir bulut

içimde bir umut, bir umut 

nasıl şey bir hatırla bir unut (X2)

(Source: youtube.com)

Kıssadan Hisse

                                                                                                                                                                                                                 Tolstoy yine ”İnsan neyle yaşar” la hayatın içinden bir eserle karşımızda. Bu küçük hikaye kitabı 4 hikayeden oluşmakta ve sıkmadan akıcı bir uslübe sahip, okuyucuyu zaman zaman hakkaten ya dedirttiren, durup düşündürten bir eser. 

Zaman içinde günlük koşturmamızda unuttuğumuz şeyler, .. Sevgi, doğru kişi, doğru yer, doğru zaman. Hep aradığımız hikayeler, görmek istediğimiz gözler, şartların uygun olma durumu, kendimize uzak hissettiğimiz yerler. Hiç uzatmamış Tolstoy’cum kıssadan hisse vermiş insanoğlunun zaaflarını görelimde bir oturup bizde düşünelim diye. Okumalı derim ben.

Teşekkürler Tolstoy.

Dünya dönmeye devam ediyor, sakın kişisel algılama…
Bazen hayatta neye mutlu olsam ben lan dediğin zaman ki bu zamanların içinde duyan kulaklarım var gören gözlerim, başımda annem babam, bak metroya tekerlikli sandalyeyle girmek zorunda değilim yürüyebiliyosun çilek kafalım dediğim zamanlarda dahil. Düşünsene Dünya’nın en güzel şehirlerinden birindesin tam istediğim gibi, sonuna kadar özgürsün dediğimin en uç hali, hepiniz aynı şartlarıdasınız ve hayatta kalmak için mücadele edebileceğin ki kendi ayaklarına ihtiyaç duyabileceğin bir yer, yani tam istediğin gibi … dediğin  zamanların 5 sene sonrası olsa bile mutlu olamadığın zamanlar.
Çalışmanın, hayalinve bir azmin ürünü. Buraya gelmekten çoktan vazgeçseydin kaybederdin şüphesiz. Resimdeki gibi o rüzgarın girdabına kapılıp dağılırdın kimse çıkaramazdı seni ki sende bunu biliyordun. Gayet emindin ve geldin unuttun mu? 
Şimdi geldiğin nokta da tamda bu. Hedefin ne coni? Mutlu olmadığın zamanlar hatta mutlu olduğun zamanlarda ayrıca hedefine yoğunlaşır mısın yapman gerekenleri yapıp, beynini diğer şeylerle meşgul etmezmisin aç bi kitabını, şiir kitaplarına bak, film izle, şarkını söyle, bloğunu yaz, yazmak rahatlamaktır, yaz.
Vazgeçersen kaybedersin.Survivor şart.Var olmakla mutlusun hayatta boşvermekle akışına bırakmakla değil, boşver ama yapamazsın diyenleri boşver seni anlamadığını sandığın insanları boşver, egosuyla konuştuğun arkadaşlarını, yarım kalan geçmişini bitiremediğin pastanı boşver, sana dönmek için çıldıran eski aşkını boşver onun da iyisi var kalmasın aklın onda, sen devam et ve gül onlara. Komik birşey söylesede kırıcı üzücü bişey söylesede aldırma sadece gül. Hayran kalsınlar sana anlamasınlar anlam veremesinler, seni biliyorum sen busun diyemesinler, nasıl bişeysin sen ya desinler.

Just smile it.
http://www.youtube.com/watch?v=yLhD6_8cobk&feature=g-like

Dünya dönmeye devam ediyor, sakın kişisel algılama…

Bazen hayatta neye mutlu olsam ben lan dediğin zaman ki bu zamanların içinde duyan kulaklarım var gören gözlerim, başımda annem babam, bak metroya tekerlikli sandalyeyle girmek zorunda değilim yürüyebiliyosun çilek kafalım dediğim zamanlarda dahil. Düşünsene Dünya’nın en güzel şehirlerinden birindesin tam istediğim gibi, sonuna kadar özgürsün dediğimin en uç hali, hepiniz aynı şartlarıdasınız ve hayatta kalmak için mücadele edebileceğin ki kendi ayaklarına ihtiyaç duyabileceğin bir yer, yani tam istediğin gibi … dediğin  zamanların 5 sene sonrası olsa bile mutlu olamadığın zamanlar.

Çalışmanın, hayalinve bir azmin ürünü. Buraya gelmekten çoktan vazgeçseydin kaybederdin şüphesiz. Resimdeki gibi o rüzgarın girdabına kapılıp dağılırdın kimse çıkaramazdı seni ki sende bunu biliyordun. Gayet emindin ve geldin unuttun mu? 

Şimdi geldiğin nokta da tamda bu. Hedefin ne coni? Mutlu olmadığın zamanlar hatta mutlu olduğun zamanlarda ayrıca hedefine yoğunlaşır mısın yapman gerekenleri yapıp, beynini diğer şeylerle meşgul etmezmisin aç bi kitabını, şiir kitaplarına bak, film izle, şarkını söyle, bloğunu yaz, yazmak rahatlamaktır, yaz.

Vazgeçersen kaybedersin.Survivor şart.Var olmakla mutlusun hayatta boşvermekle akışına bırakmakla değil, boşver ama yapamazsın diyenleri boşver seni anlamadığını sandığın insanları boşver, egosuyla konuştuğun arkadaşlarını, yarım kalan geçmişini bitiremediğin pastanı boşver, sana dönmek için çıldıran eski aşkını boşver onun da iyisi var kalmasın aklın onda, sen devam et ve gül onlara. Komik birşey söylesede kırıcı üzücü bişey söylesede aldırma sadece gül. Hayran kalsınlar sana anlamasınlar anlam veremesinler, seni biliyorum sen busun diyemesinler, nasıl bişeysin sen ya desinler.

Just smile it.

http://www.youtube.com/watch?v=yLhD6_8cobk&feature=g-like

(Source: theeidophusikon, via artchipel)

eski 45 likler -öyle sarhoş olsam ki- 

(Source: youtube.com)

kalbimdeki düğüm sensiz çözülmüyor tatlım :O


Boston Public Garden
1
bazen hayır demek lazım , arkana bakmadan gitmek..
Eğer dönüp bakarsan acıtır seni, her zerresi orda kaldığın her dakikası 
Bi dinlen , bi uzaklaş 
Hiç tanımayan insanlarla yeniden başla 
Sonra dönersin en başa 
Film şeridine bi kaç kare daha eklersin en fazla  
Yıllar sonra bir bakmışsın filmin akıp gitmiş 
… gözlerinin önünden 
ve arka planda kalan sadece bir sen 
2
Çoğu zaman farketmedin ama
Sen hep yalnızdın.
Başkaları olduğunda sen onların istediğiydin 
Sen değildin 
olamadın..
sen olamazsın 
onlarda senin canın olduğunda
devam edemezsin 
sıyrılman lazım tam şimdi …
Sana göre değil bağlanmalar,
Şinanay galiba sevmeler


Boston Public Garden

1

bazen hayır demek lazım , arkana bakmadan gitmek..

Eğer dönüp bakarsan acıtır seni, her zerresi orda kaldığın her dakikası 

Bi dinlen , bi uzaklaş 

Hiç tanımayan insanlarla yeniden başla 

Sonra dönersin en başa 

Film şeridine bi kaç kare daha eklersin en fazla  

Yıllar sonra bir bakmışsın filmin akıp gitmiş 

… gözlerinin önünden 

ve arka planda kalan sadece bir sen 

2

Çoğu zaman farketmedin ama

Sen hep yalnızdın.

Başkaları olduğunda sen onların istediğiydin 

Sen değildin 

olamadın..

sen olamazsın 

onlarda senin canın olduğunda

devam edemezsin 

sıyrılman lazım tam şimdi …

Sana göre değil bağlanmalar,

Şinanay galiba sevmeler

(Source: bijan)

Beynimde kocaman bi yara kapatılsın diye her gün açılan …tedavin yok senin ben istedikçe açılıp ben istemedikçe yine açılacaksın ama sarıcak seni birileri hep beni ben yapan kimlikler.Gülücem onlarla, düşünücem onları ve sen kapanıcaksın, ben kapatmaya çalıştıkça açılacaksın ama o yüzden dokunmuyorum sana. Naparsan yap bir gün gelir biri sarar seni, sarmalar, alır içine kocaman ve sen tamamlanırsın  … Sen açılırken benliğimin kızgın sularına, bir martı gibi ciyak ciyak geçer hayatım bağırır çığlıklarla, apansız haykırır, susmaz içlerim ve ben yine geçer dinlenirim gazetesini okuyan tontoş amcanın gölgesinde alıştığım yüzler yine bana simit atana kadar tutarım yine yolunu haydarpaşa’nın. İlk defa binmiş ufaklığın heycanıdır heyecanım. koca kış ardından gelen güneş yine sıcaklığım..

missfolly:

Russian Federation: Moscow. The end of the XVII century, by Apollinary Vasnetsov
Senelerden 1998, kırtasiye ve postanelerden topladığım karpostallardan, başa da çıkabilicekmişim gibi tek tek heycanla çizmeye çalıştıklarımda. Ah o heycan…

missfolly:

Russian Federation: Moscow. The end of the XVII century, by Apollinary Vasnetsov

Senelerden 1998, kırtasiye ve postanelerden topladığım karpostallardan, başa da çıkabilicekmişim gibi tek tek heycanla çizmeye çalıştıklarımda. Ah o heycan…

[Flash 9 is required to listen to audio.]

caglaself:

Şimdi çok uzaklardasın sevdiğim adam.

Dokunmalarım klavye tuşlarından ibaret.

Gözlerim elektronik bir ekranda donup kalıyor.

Sesim ankesörlü bir telefonda yankılanıyor.

Dudaklarının arasından çıkan nefesi hissedemiyorum.

Ellerinin üzerimde bıraktığı elektriklenmeden mahrumum.  

Umutsuzluk tohumlarını içinden sök at. Yarın sana kaçacak sevgilerim. Bu gece sana seslenecek kalp atışlarım. Sonsuza kadar olmasa da seni seslendirecek dudaklarım.

Seni çok seviyorum derken bile titriyor kalbim. Bana darılmandan çok çekiniyor hislerim.

Umutsuzluk tohumlarını içinden çıkar at sevdiğim adam.

Her sabah, seni benden alıp götüren sokağın başına bakıyorum. Sanki yeni gitmişsin gibi ellerinin sıcaklığı duruyor kapının ahşap kolunda. ‘Hep seni yolcu ettiğim kapı bir gün seni bana getirecek mi?’ düşüncesiyle meşgulken, 7. 65’lik bir tabancayla vuruyor beni yalnızlık.

Kanlar içinde yatıyor bütün sevgilerim. Şimdi en mahrem duygularını yaşıyor benimle terk edilişler. Yağmurun çatıyla sevişme seslerini dinliyorum. Elim uzanacak gibi oluyor kapının koluna, her seferinde engel oluyor beni buraya bağlayan köklerim.

Ben senin gibi çekip gidemiyorum çok uzaklara.

Hem net hem de gizli gidişin. Ne varsın diyebiliyorum ne de yoksun. Sen yoksun diye ben, mermilerini seninle temizleyen seri bir katilin dün akşamki son kurbanıyım.

Ölümümün ardından vahşi bir hayvanı boğazlar gibi katlettiler sevda cümlelerimi. Sabahın ilk ışıklarıyla buharlaşıp gidecek bütün beklentilerim. Aslında ben, içimde büyüttüğüm yalnızlık duygularımı anlama diye hep neşeli bir yüz sundum sana. Belki üzüntümü bu yüzden hiç anlayamadı mevsimler.

En çetin kışlarda bile üşütmedi beni kapım. Giden yılların ardından yine ben, ilkbaharı seni uğurladığım kapıda karşılıyorum.

Bu gece, evet bu gece uyurken seni üstüne çekip uyuyacak düşlerim. Aslında sen zaten beni hiç terk etmedin.

Şimdi uyu ve uyandığında beni an. Şimdi yat uyu ve uykunda beni an. En kesif ordularınla beni fethedip gitsen de ben sana mahkum yaşayan bir gönül aşığıyım. Şimdi bütün kapılarımı açtım seni bekliyorum.

Ses kaydı,taze çıktı.

(via akustiknota)